Video furyasından bir çöp film: Manyak

80'ler, Film İncelemeleri Yorum yok »

Daha önce “Öteki Yeşilçam” bölümü için yaptığım kritiklerden biri olan “Lanetli Kadınlar” filminde 1986 yapımı “Manyak” adlı filmi aradığımı belirtmiştim. İşte bu çağrı Öteki Sinema dostları tarafından karşılıksız bırakılmadı ve  film Selahattin adında Yeşilçam meraklısı bir takipcimiz tarafından büyük bir emekle tarafıma ulaştırıldı. Selahattin bey filmi bulmak bir yana,  epey yıpranmış bir betamax video kasedinden Öteki Sinema için dijital ortama aktardı ve indirmemiz için bize gerekli linkleri verdi. Kendisine çıkarsız paylaşımı için çok teşekkür ediyoruz. Darısı internette Türk filmleri ile ilgili ciddi arşive sahip olup da paylaşmak konusunda pek hevesli olmayanların başına…

http://www.stashspace.com/images/BetaMax-tape.jpg1986 mamülü 16mm Manyak’ı renkleri tamamen uçmuş, Betamax’ın tüm zaaflarını taşıyan bu kopyasından izlerken öncelikle belirtmeliyim ki aradığım film aslında bu değilmiş! Benim aradığım ve isminin yine “Manyak” ya da “sapık” olduğunu düşündüğüm film yüzü yaralı bir adamın bir aileyi ve özellikle çocuklarını terörize etmesini konu alıyordu ve sanırım zamanında videoda epey tuttuğu için bir devamı bile çekilmişti… Yine de yanlış bir film olsa da tesadüfen 80′lerin en kafası karışık ve şaşırtıcı filmlerinden biriyle karşılaşmış oldum diyebilirim. Öteki Sinema, Selahattin beyin üstün katkılarıyla iftiharla takdim eder; Manyak! Yazının devamı… »

Öteki Sultan

Kadın Oyuncular, Yeşilçamın Çıplakları Yorum yok »

Vedat Özdemiroğlu, Uykusuz’da ki köşesinde böyle bahsediyordu Zerrin Egeliler’den;  Öteki Sultan…

Gerçekten de öyledir… Zerrin Egeliler, tartışmasız olarak Türk Sinemasının Öteki Sultanıdır çünkü tüm referansları ile “Sultan” olarak bilinen Türkan Şoray‘ın karanlık, kirli ve şehvetli bir aynadaki aksi gibidir.

Onu Arzu Okay dahil tüm diğer erotik oyunculardan ayıran temel nokta tıpkı Türkan Şoray gibi müthiş bir ifadeye sahip gözleridir. Hipnotize edici bakışları, sevişme sahnelerinde bile ilgiyi gözlerine kaydırır. Gözleriyle hiç konuşmadan oynayabilecek kadar jest yapabilen bir oyuncu olarak sadece “Erotik furyanın” ilgisini çekmiş olması Türk sineması adına gerçek bir kayıptır. Ben hep kendisinin 80′lerde başka bir oyunculuk kariyerine başlayabileceğini ve epey başarılı olabileceğini düşünürüm fakat o iyice dejenere olmuş bir ortamı 12 Eylül’ün bahanesiyle hepten terketmiş ve söylenene göre Köşk gazinosu’nun sahibi, Fahri Balcı ile evlenip Bursa’ya yerleşmiştir.

MUJDE-AR-ZERRIN-EGELILER-SET-FOTO-49-C31__15862852_0

Zerrin Egeliler o günden bu yana hep karanlıkta kalmayı tercih eden, toplumumuzun sahtekar muhafazakarlığının şimşeklerini üzerine çekmek istemeyen bir oyuncu ve onun bu kararına kendi yaşadığı ülkenin gerçeklerinin farkında olarak  hak verebiliyorum.  1975-1980 arasını kapsayan “Erotik Türk Sineması” oyuncularının bu suskunluğu filmlerinden parçaların hala çeşitli internet sitelerinde mastürbasyon objesi olarak sunuluyor olmasından kaynaklıdır elbette… Yazının devamı… »

Lanetli Kadınlar

80'ler Yorum yok »

BLOODYMANSIONOFDEATHLanetli Kadınlar, Kadir Akgün’ün senaryosunu yazıp yönettiği, başrollerinde ise Nur İncegül, Ayla Tuncer, Ayşin Soylu, Silver Türk, Hülya Konuk gibi isimlerin oynadığı, kadrosu tamamen bayan oyunculardan kurulu, 16mm çekilmiş bir gerilim filmi… Yapı olarak Giallo’ya yakın durduğunu fakat bir yandan 80′lerin Amerikan meme ve kıç (Ass and tits) filmlerine özendiğini söyleyebiliriz.

Film; Banker Nako olarak tanınan Banker Nahit’in (Adamın soyadı yok!) eski eşine ve 5  sevgilisine ayrı ayrı yolladığı, “bu haftasonu Ada da buluşalım sana bir sürprizim var” temalı  mektup ve mektuba icabet eden hepsi birbirinden endamlı! 7 kadının bir köşkte, bir katilin tuzağına düşmelerini ve doğal olarak teker teker ölmelerini konu ediyor. Yapı itibariyle bir “House on Haunted Hill” kopyası olan film herhangi bir fantastik öge taşımıyor. Muhtemelen asıl filmi taklit edip devşiren bir Giallo’dan ödünç alınmış! bir senaryoya sahip…

Filmin yapım tarihini internette ya da yazılı bir ortamda aradığımda ise çelişkili bilgilere ulaştım.  Aslında filmle ilgili pek bir şey bulamadım desem daha doğru olur… Sadece Pete Tombs’un, Kabalcı’dan çıkan, “Fantastik Sinema” kitabının “Türkiye” bölümünde; “1987′de 96 yerli yapıma karşılık 320 yabancı film ithal edilmişti ve bu iyi bir yıldı. Video için yapılan filmler arttıkça yeni teknoloji kendini hissettirmeye başlıyordu. Ne yazık ki Terörist ve AİDS gibi ‘hızlı’ yapımların kanıtladığı üzere istismara açık bir konudan her zaman iyi bir istismar filmi çıkmıyordu. Bunlardan daha kötüsüyse, bir grup geçkince hatunun iç çamaşırlanyla ortada salınırken teker teker avlanıp öldürüldüğü ‘erotik korku’ Lanetli Kadınlar’dı (1983)*” diye anılıyor film…  Yeşilçam filmlerinin paylaşıldığı bir forumda da yapım yılı 1990 olarak verilmiş ama bu kadar geç tarihli bir yapım olduğunu düşünmüyorum.  Yerli bir film indeksleme sitesinde ise nedense filmin Türk-Yunan ortak yapımı olduğundan bahsediliyor fakat jeneriğinde gördüğüm kadarıyla, yapım ya da oyuncu kadrosunda sadece yerli isimler var. Benim izlediğim, kasetten kasede aktarılmaktan bitap düşmüş VHS’si filmin bulunabilen tek kopyası ve Yunanca altyazılara sahip. Sanırım film, video furyası sırasında tüm dünyayı istila eden kötü filmlerin hızlı dolaşımının bir sonucu olarak Yunanistan’da da video piyasasında kendine yer bulmuş. Yunanistan’la bu filmin tek bağlantısı budur zannımca… Yazının devamı… »

Sinematik’den Öteki Yeşilçam Yazıları

Bilgilendirme Yorum yok »

Biz kendimize “Öteki” diyoruz, onlar “Alternatif” diyorlar ama aslında aynı beğeninin, aynı kültürün ve aynı takdirin oluşturduğu siteleriz. Sinematik’den bahsediyorum. Utku Uluer ve Gökay Gelgeç arkadaşlarımızın büyük emek ve özveri ile hazırladıkları Sinematik bu ay Öteki’cilerin sevdiği üç müthiş yazı hazırladılar. Hem de bize selamlarını göndererek…

İlk yazı, Utku ve Gökay’ın birlikte hazırladıkları  müthiş bir Arzu Okay galerisi

http://2.bp.blogspot.com/_hSYGXMNoIYI/R1U96KjOQRI/AAAAAAAAAZ0/3Qt9Q2v9X9c/S300/Pazar.jpg“Yakın takibimdeki “Öteki Sinema” sitesi kurucularından Murat Tolga Şen, Disko Kralına katılıp “xyeşilçam”a bugünlerde bayağı sarınca, tozlanmaya yüz tutmuş arşivimdeki Arzu Okay karelerini paylaşmaya karar verdim. Sevgili Murat Tolga Şen: “Günümüzde içinde seks olmayan bayağılıklara bu kadar pirim veren bir toplumun sadece “cinsellik” mefhumu yüzünden bu dönemi toptan reddetmesini çok da dürüst bulmuyorum.” diyerek konuya doğru bir perspektiften yaklaşıyor. Ben de önümüzdeki günlerde hem Disko Kralı izlenimlerimi hem de çifte standart üzerine düşündüklerimi yazacağım.

Bütün bunlar yanında “Kadın’ın” bir cinsel obje olarak sunulmasına ve toplumun kadının üzerinde kurduğu ataerkil yapıya karşıyım. O yüzden bu resim galerisini güzellik, erotizm ve estetik yönünden paylaşıyorum. Bu ay içerisinde Melek Görgün, Seyyal Taner ve Feri Cansel resim galerilerini de paylaşacağım. Gökay’danda bazı süprizler gelecek.”  demişler.

Meraklıları için yazının devamını şu adresten okuyabilir ve galeriyi gezebilirsiniz:  http://sinematik.blogspot.com/2009/03/arzu-okay-resim-galerisi-2-cesitli.html

Diğer bir yazı ise yine bize hoş bir selam gönderilen ve dönemi çok güzel özetleyen bir Aydemiş Akbaş filmi sekansı bulunan Aydemir Akbaş Sunar: Erotik Pazarlama yazısı ve şu linkten okuyabilirsiniz: http://sinematik.blogspot.com/2009/03/aydemir-akbas-sunar-erotik-pazarlama.html

http://www.seslendirme.org/fr/forum/uploads/oyuncu/mine-mutlu.jpgMutlaka okumanız gereken, tanıtacağımız son sinematik yazısı ise Gökay’ın alay etmeden, hakir görmeden, kendi sinemasından utanmadan ve inanılmaz film kareleri ile bezeyerek sunduğu bir film incelemesi:  Mine Mutlu – Tatlı Tatlı
“Bir Sado Erotizm klasiği YALAN ile başladığımız,günümüzde yapılan tüm karartma ve unutturma çalışmalarına karşı, 1970′li yıllar boyunca ekonomik darboğazdan çıkma sebebi veya yeni bir akım olarak sinema tarihimize geçen Erotik Türk Sineması’nın kendi filmografisinde en ilginç örneklerini ele almaya devam ediyoruz.

Tatlı Tatlı, Melih Gülgen’in türün iyiden iyiye piyasaya hakim olmaya başladığı 1975 yılından atılmış bir kartpostal değerinde. “En iyi senaryo, romanlardan ortaya çıkandır” düşüncesine sadık kalan Gülgen, filmi Irwing Wallace’nin Türkçeye Delicesine olarak çevrilen The Fan Club romanından uyarlamıştır.”

Bu yazıyı da şu linkten okuyabilir ve kendi sinemanızı doğru anlamak adına önemli bir adım atmış olursunuz: http://sinematik.blogspot.com/2009/03/mine-mutlu-tatli-tatli-1975.html

Reblog this post [with Zemanta]