Türk Sineması ve Jartiyer

Sinemasal Fetiş Yorum yok »

Ansiklopedik bir tanımla Jartiyer, bacaklar üzerinde çorabı gergin tutan,ucu kıskaçlı bir “çorap bağı” diye anlatılmaktadır. Cinsel literatürde ise “İç çamaşır fetişizminin dayanılmaz aksesuarı”dır.

Kitapta yazdığına göre,1800’lü yılların sonuna doğru ünlü Eyfel Kulesi’nin mimarı Gustave Eiffel, karısının sürekli düşen çorapları ve onun şikayetlerinden bıktığı için bir çare aramaya başlamış. Neticede bele bağlanan bir askıya çoraplar tutturulmuş… Askıya dikilen düğmeler ve çoraba açılan delikler(ilikler) ile aralarındaki bağlantı kurulmuş… Böylece “Jartiyerin Mucidi” Gustave E. Paris’in göbeğine Eiffel Kulesini diker hem de karısının çoraplarını düşmekten kurtararak huzura ermiş…

Dünya üzerinde köklü bir geçmişi olan Jartiyeri özellikle batılı kadınlar tercih etmiştir. Masum bir amaç için tasarlanan bu icadın günümüze gelene kadar geçirdiği değişimi (hem şekil,hem de amaç olarak !!!…) saymakla bitmez sanırım…

Külotlu çoraplar (Türlü çeşitlerde, kullanımı çok daha rahat ve pratik olan) karşısında çoğu zaman yenilgiye uğrayan jartiyer, Hitchcock’un Sapık filmindeki Norman Bates’i hatırlatsa da sütun gibi şahane bacaklar üzerindeki görsel etkisini ısrarla sürdürmekte ve sürdürmeye devam edecektir… ***

Jartiyerin öz geçmişiyle ilgili bilgileri sizlere aktardıktan sonra fazla uzatmadan hızla konu başlığına dönüyorum. Yazının devamı… »