Sado Erotizm: Yalan

Film İncelemeleri Yorum yok »

Yeşilçam’ın Erotik furyası döneminde ağırlıklı unsurun güldürüye dayandırılması ve bugün dönemin hatırlanan erkek oyuncularının bu tarzla şöhretlerini edindikleri bir gerçektir. Nitekim zaman ilerledikçe güldürü ile sululuk arasında gidip gelen onlarca örneğin içerisinde türe farklı tarzlarla yaklaşmayı deneyen yapımlarda mevcuttur.

Çetin İnanc’ın 1976 yılında çektiği, başrollerinde Figen Han, Yalçın Gülhan ve Erol Taş üçlüsünün yeraldığı YALAN filmi erotik sosları avantür ve sadizmle süsleyen bir örnektir. Figen Han’ın furya gereği (ve tabii ki beyaz slip külotlu partneriyle ) bir yürütme organı olarak filmin erotik unsurunu ağırlıklı olarak üstlendiği yapımda sübyancılıktan kadın düşmanı psikopat katile devrin korku sinemasına hakim olan öğelerde yerini almaktadır.

Komiser Cemil’in (Yalçın Gülhan) yakalayarak hapiste 10 yıl yatmasına sebep olduğu kadın kasabı Halil (Erol Taş) içeride geçirdiği süre boyunca intikam planları yapmış ve Cemil’in karşısında ki daireye kardeşi ve seks düşkünü sevgilisini yerleştirmiştir. Bununla beraber Cemil’in zeka özürlü kız kardeşinin (Necla Soylu) peşinde de Halil’in diğer bir adamı bulunmaktadır.

http://sinematik.blogspot.com/2008/08/sado-erotizm-yalan-1976.html

Hapiste olduğu dönem bitmek üzereyken genç bir kız Halil’in teknikleriyle jiletle parçalanarak öldürülür. Katilin tarzını iyi tanıyan Cemil eski hesapların tekrar açılacağını anlamakta gecikmez. Halil’i yakalamasını sağlayan striptizci onu katile ulaştıracaktır ancak planı beklediği gibi gelişmez. Halil hapisteyken hazırladığı sistemli intikam planında yalnız değildir ve kardeşiyle birlikte çalışmaktadır. Hedeflerinden biriside Cemil’in kızkardeşidir. Yazının devamı… »

Yeşim Yükselen

Kadın Oyuncular, Yeşilçamın Çıplakları 2 Yorum »

img402/4411/yemykselen0001ov5.jpg “Erotik Türk sineması”nın en önemli isimlerinden biri değildir Yeşim Yükselen… 60′lerin başından beri sinemada olmasına ve her türde (melodram, avantür) hatırı sayılır sayıda filmde oynamasına rağmen asla bir Arzu Okay yada Mine Mutlu kadar ünlü olamamıştır. Furyanın bitişine rağmen  bir şekilde sektörde kalmayı başaran Yükselen,  yakın zamanda TV dizilerinde (  Üvey Baba ve fenomen dizi Gerçek Kesit’in bazı bölümlerinde) boy göstermiştir.

Yeşim Yükselen hakkında internet ortamında ya da basılı yayınlarda çokca bilgiye ulaşmak olası değildir. Oyuncu hakkında bulabileceğiniz en kapsamlı bilgilendirme, Rahmetli Metin Demirhan’ın kendisi ile 2000 yılında yapıp “Erotik Türk Sineması” kitabına koyduğu söyleşidir.  Gerçekten güzel bir kadın olan Yeşim Yükselen’e hayranlığını “Macera filmlerinin egzotik bakışlı kadını” adını verdiği söyleşide açıkca belirtmiştir M. Demirhan ve bloguna da “Seni seviyorum Yeşim Yükselen” başlığı altında sanatcının bir kartpostalını eklemiştir.

20 Şubat 1944′te İstanbul’da doğan Yeşim Yükselen’in asıl adı Hamiyet Yükselel’dir. İlkokul mezunu olan Yeşim Yükselen 1960′ta figüran olarak sinemaya girmiş, 1968′de Yılmaz Atadeniz’in “Maskeli Beşler” filminde Meksikalı dansöz kızı oynayarak daha ciddi rollere çıkmaya başlamıştır. Egzotik bakışları yüzünden o dönem siyah beyaz çekilen macera filmlerinin değişmez kadın oyuncularından biri olmuştur. Onu filmlerde kah başoyuncunun sevgilisi, kah kötü adamın dostu ya da başkadın oyuncunun arkadaşı olarak görürüz. Üç çocuk sahibi olan sanatcı 2006 yılında hayata gözlerini yummuştur. Yazının devamı… »

Erken Dönemde “Erotik Sinema”

Araştırma Yorum yok »

1960lı yıllara kadar çekilen film sayısı ancak 100 rakamına ulaşabiliyordu. 1960 yılından sonra Yeşilçam’da çekilen film sayısı her geçen yıl daha da artmakta 200’lü 300’lü rakamlara kadar çıkış göstermişti. 1970’li yıllara gelindiğinde, televizyonun yoğunlaşmasıyla birlikte Türk sinemasında, salonlara seyirci bulamayan yapımcılar zor durumda kalmışlar çareyi “erorik/seks” filmleri çekerek seyirci toplama gayretine girmeye başlamışlardır. Bu zor dönemde ve sonrasında bu filmlerde rol alan bir çok kadın ve erkek oyunculara ve bu filmleri yöneten yönetmenlere pek iyi gözle bakılmadı. Daha sonraki yıllarda ise furyaya katılanlar o günleri unutmayı daha uygun gördüler.

Erotik filmlere yönelmekle Yeşilçam Sineması kendini kurtaramadı, belki ömrünü biraz uzattı, ama sonuçta en azından bir sınırı aştı. Biraz zorlanarak sonraki dönemlerde cinselliğe karşı sergilenen daha çağdaş ve uygar yaklaşımla, konuyu yorumlamasına, hiç olmazsa görüntülenmesine doğru silinmez adımlar attı. Yazının devamı… »

Seks Furyası

Afiş, Araştırma Yorum yok »

1970‘lerin başında Yeşilçam, Ajda, Semiramis Pekkan, Mine Soley ve Gönül Yazar gibi siyah beyaz dönemden kalan bir dizi vamp kadın oyuncu tarafından sadece hissetirilen gizli cinsellikten yavaş yavaş sıyrılıyordu. 1961 anayasasının verdiği ve artık iyiden iyiye hissedilen bireyselleşme ve sosyalleşme cesareti ile Türkiye, ne yazıkki 80′lerin başında kızgın bir şekilde bitirilecek olan en özgür 10 yılını yaşıyor, Sanatın her alanında güçlü örnekler veriliyordu. Yeşilçam’da boş durmayıp bir sürü nitelikli sosyal sorunları irdeleyen film üretirken bir yandan da özgürlük adı altında cinsellik temasını sömürüyordu. Bu biraz da Televizyon denen yeniliğe karşı verilen mücadeleden kaynaklanan bir ticari sinema refleksi olsa da zaman içinde kontrolden çıkması kesin görünüyordu ve öyle de oldu. Önceleri afişlerde ve lobi kartlarında başlayan ve orada kalan cüretkar pozlar ve sahneler yavaş yavaş filmlere giriyor, Bu yeni tür başlangıçta bazı iyi oyuncuları kullansa da zaman içinde Zerrin Egeliler, Zerrin Doğan vb. gibi kendi starlarını yaratıyor ve seks komedi gibi bir alt türün doğmasına yol açıyor, bu tür filmlerde oynaması asla düşünülemeyecek Pekcan Koşar, Gazanfer Özcan, Rüştü Asyalı gibi bazı güçlü karakter oyuncularını dahi; gerçi çoğunlukla buna bu oyuncuların ekonomik güçlükleri sebep olmuştur, kullanıyordu.

Konuyla ilgili olarak Metin Demirhan Erotik Türk Sineması adlı kitabında şöyle yazıyor:

1970lerde Türk sinemasında çok konuşulan bir “seks” furyası kopuyor ve Yeşilçam’ın kurallarını derinlemesine sarsıyor, kadına uygulanan klasik ayrım (saf genç kız, kötü kadın) tarihe karışmış gibi oluyor. Herkes, tiplemelerin kalın çizgileri içinde hareket etmeksizin, kendi cinselliğini yaşıyor. Hatlar kabaysa da espriler belden aşağıysa da ortada bir gerçek var: Batı sinemasının örneklerini izleyerek bir kısım Türk sineması (özellikle “B” sineması), kendi işine yaradığı için köklü tabuları yıkıyor ve seyircinin karşısına sevişmeye, yatağa girmeye, soyunmaya hayır demeyen, saf olmayan kızlar getiriyor. Bunlar ne iyidir, ne de kötüdür, bunlar doğallığını yaşayan kadınlardır. Bu noktaya kadar her şey mantıklı görünüyor, ancak bu tür bir doğru mantık tutunca (tutunmaması için hiçbir neden yoktur) durum elden kaçıyor. İş furyaya dönüşünce tüm olumsuzluğunu, sömürücülüğünü, aşırılığını ortaya koyuyor. Yeşilçam’da kopan “seks” furyası, bazı açılardan, Türk sinemasının temelleri pek derin olmayan yapısını sarsıyor ve başka nedenlerle birleşerek bir çöküşe doğru itiyor. Yeşilçam’ın küllerinden 80′li ve 901ı yıllarda bir “başka” sinema anlayışı doğuyor, daha çağdaş ve sorunsal gibi görünen ve eskinin kurallarını, genelde, hiçe sayan. Bu sinemayı yapanlar hep yeniler değil, aralarında “eski” diyebileceğimiz kişiler, yönetmenler de var.

Aşağıdaki görsel materyaller 70′lerin başından türün gerçek anlamda patladığı 1975 yılına kadar olan ve afişe yedirilmiş cinsellik teması ile pazarlanan belli başlı filmlere aittir ve bu filmlerin çoğunun içeriğinde sadece ima edilen ölçülü bir cinsellik vardır. afişlerdeki çıplaklık ise başrol oyuncularının bilgisi dışında genellikle dolgu fotoğraflar yada filmlerde oynayan bazı oyuncuların haftasonu dergilerine verdiği cüretkar pozların filmle ilgisi olmadığı halde afişe eklenmesiyle elde edilmiştir.

ilerleyen günlerde, 1980′lere kadar devam eden ve hard seks filmleri ile merdivenaltı sinemacılığa yönelerek kendini bitiren Türk erotik sinemasının hiçbir yerde görülmemiş film afişlerini Yıllara bölerek yayınlayacağız. Türle ilgili olarak En azından afiş bazında en güçlü kaynağı sağlayacağımızı düşünüyoruz.

Ayrıca konuyla ilgili olarak Sinematik’de yayınlanan Zerrin Egeliler yazısını da okumanızı şiddetle tavsiye ederiz. Yazının devamı… »