Yeşim Yükselen

Kadın Oyuncular, Yeşilçamın Çıplakları 2 Yorum »

img402/4411/yemykselen0001ov5.jpg “Erotik Türk sineması”nın en önemli isimlerinden biri değildir Yeşim Yükselen… 60′lerin başından beri sinemada olmasına ve her türde (melodram, avantür) hatırı sayılır sayıda filmde oynamasına rağmen asla bir Arzu Okay yada Mine Mutlu kadar ünlü olamamıştır. Furyanın bitişine rağmen  bir şekilde sektörde kalmayı başaran Yükselen,  yakın zamanda TV dizilerinde (  Üvey Baba ve fenomen dizi Gerçek Kesit’in bazı bölümlerinde) boy göstermiştir.

Yeşim Yükselen hakkında internet ortamında ya da basılı yayınlarda çokca bilgiye ulaşmak olası değildir. Oyuncu hakkında bulabileceğiniz en kapsamlı bilgilendirme, Rahmetli Metin Demirhan’ın kendisi ile 2000 yılında yapıp “Erotik Türk Sineması” kitabına koyduğu söyleşidir.  Gerçekten güzel bir kadın olan Yeşim Yükselen’e hayranlığını “Macera filmlerinin egzotik bakışlı kadını” adını verdiği söyleşide açıkca belirtmiştir M. Demirhan ve bloguna da “Seni seviyorum Yeşim Yükselen” başlığı altında sanatcının bir kartpostalını eklemiştir.

20 Şubat 1944′te İstanbul’da doğan Yeşim Yükselen’in asıl adı Hamiyet Yükselel’dir. İlkokul mezunu olan Yeşim Yükselen 1960′ta figüran olarak sinemaya girmiş, 1968′de Yılmaz Atadeniz’in “Maskeli Beşler” filminde Meksikalı dansöz kızı oynayarak daha ciddi rollere çıkmaya başlamıştır. Egzotik bakışları yüzünden o dönem siyah beyaz çekilen macera filmlerinin değişmez kadın oyuncularından biri olmuştur. Onu filmlerde kah başoyuncunun sevgilisi, kah kötü adamın dostu ya da başkadın oyuncunun arkadaşı olarak görürüz. Üç çocuk sahibi olan sanatcı 2006 yılında hayata gözlerini yummuştur. Yazının devamı… »

Behçet Nacar’la Söyleşi

Erkek Oyuncular, Söyleşi 2 Yorum »

Seks Filmlerinin Unutulmaz Yıldızı Behçet Nacar Konuştu…
“Yattıklarımızla Kardeş Gibiydik”

1960′larda doğanlar ergenliklerini onun filmleriyle yaşadılar. Bir dönemin efsane ismi Behçet Nacar, erotik filmlerin kamera arkasını anlattı.

Beyoğlu’nun arka sokaklarında eski bir binanın giriş katı Işıksız küçük bir daire Duvarlarda, filmlere, dizilere kiralanmak üzere yığılmış asker, polis kostümleri, aksesuarlar, afiş dolapları, raflarda tozlu film bobinleri Salonun köşesinde eski bürokrat makamlarını anımsatan geniş bir masa Masanın üzerinde sayfaları sararmış, kenarları kıvrılmış, eski püskü bir kâr-zarar defteri Defterin başında, gözlüğünü burnunun üzerine devirmiş, sarı kağıtlara rakamlar karalayan 70′lik bir yorgun adam: Behçet Nacar Ya da bizim onu hatırladığımız adıyla ‘Parçala Behçet!’

Türk tipi erotizm

Başını kaldırdığında, ilk gençliğimizin hafızasına yerleşen simasının iyi bir makyajla ihtiyarlatıldığını düşündürüyor. Ama sadece sima değil eski perdelerden kalan adamın farklılığı: O vuran, kıran, ufalayan; dövdü mü yaman döven, sevdi mi parçalayarak seven adamdan eser yok. Torun tosuna karışmış, hesap defterleri arasına gömülmüş, biraz bezgin, ama müşfik bir dede görüntüsü insan onun bir dönem ‘Türk tipi erotizm’in en popüler kahramanı olduğuna ve bir kuşağın ergenliğine damgasını vurduğuna inanamıyor.

Porno salgını

‘70′lerin ikinci yarısıydı. Sokaklar içler acısıydı. Kadınlar sinemalardan çekilmiş, eski aile salonlarının koltuklarına ekşimtrak bir rutubet kokusu sinmişti. Daha önce benzeri görülmedik sahneler vardı ‘3 Film Birden’in perdelerinde İşin ilginci daha sonra da benzeri görülmeyecekti. Sadece o kuşağın gençlerine musallat olacak bir hastalıktı sanki Projektörün ışığının düştüğü yerdeki kadınlar, Arzu Okay’lar, Zerrin Doğan’lar, Figen Han’lar, Dilber Ay’lar, Zerrin Egeliler’ler, Feri Cansel’ler, Melek Görgün’ler, Mine Mutlu’lar, hiç olmadıkları kadar çıplak ve arzuluydular. Erkekler iki çeşitti: Aydemir Akbaş gibiler komikti. Soyundular mı kemikleri sayılırdı, ama nedense kadınlar onlara bayılırdı. Öttür Kuşu Ömer ya da Hababam Git Gel türünden adlar taşıyan filmlerde bütün zavallılıklarına rağmen, salonu dolduran benzerlerine cesaret veren bir sefil cazibeyle o kadından, bu kadına koşarlardı. Seyreden erkeklerde “Bunların peşinde bu kadar kadın varsa, ben alâsını ayıklarım” duygusu yaratırlardı. Mete İnselel de, Bülent Kayabaş da öyleydi mesela Güldürerek severlerdi. Sonraları bu role Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman, Sermet Serdengeçti gibi ‘komikler’ de soyunacaktı. Yazının devamı… »

Arzu Okay

Afiş, Kadın Oyuncular, Yeşilçamın Çıplakları Yorum yok »

http://www.milliyet.com.tr/1998/04/05/resim/kapak3.jpgYeşilçam’a özgü “erotik anlayış, sunuş ve canlandırma” eylemleri içinde başlayan, olay yaratan ve 12 Eylülle sona erdirilen, ama sonradan “sanatsal ve aydın” yaklaşımlarıyla neredeyse kuramlaştırılan “seks” furyasının önde gelen yıldızı hiç kuşku yok ki Arzu Okay oluyor. Arzu Okay sinemaya 1970′te giriyor, birçok genç kız rollerinden sonra erotik sinemaya katılıyor, gençliği, güzelliği ve doğallığıyla sivriliyor. 1980′e kadar, değişik türden ve değişik rollerde, yaklaşık olarak 100 kadar filmde genelde bir başrol oyuncusu olarak bazen soyunuk bazen giyinik oynuyor.

Sinemaya genç kız rolleriyle giren Arzu Okay, erotik filmlere kaydığında ya da erotik filmlere de evet dediğinde, diğer soyunan meslektaşları gibi Vamp, kötü kadın ya da “seks” kadın rollerine kaymıyor. Var olan kuralları, bilinçli veya bilinçsiz kırarak genç kızlıktan genç kadınlığa geçiyor ve aşkın salt duygusal bir olay olmadığını oynadığı roller ve canlandırdığı tiplerle kanıtlıyor. Cinselliğin doğallığını ve gereksinimini getiriyor, yataklara girip çıktığı, bolca seviştiği için kötü olmuyor; yalnızca ve yalnızca cinselliğini yaşayan herhangi bir kadın oluyor. Bunu çokça filmde yaptığı için soyunan ve sevişen diğer meslektaşlarıyla aynı kefeye koyuluyor, ama kişiliği değişik, sunuştan da ayrı bir hava taşımaktadır.

Başından beri her türün oyuncusu oluyor Arzu Okay… Ayhan Işık ile (ölünceye Kadar, Safa Ünal, 1970; Her şeyim Sensin, Nuri Ergün, 1971), İzzet Günay ile (Ali Cengiz Oyunu, Halit Refiğ, 1971), Sadri Alışık ile (Ayıpettin Şemsettin, Aram Gülyüz, 1971; Sevgili Hocam, Hulki Saner, 1972), Murat Soy¬dan ile (Büyük Acı, Mehmet Bozkuş, 1971), Fikret Hakan ile (Genç Kızlar Pansiyonu, ilhan Engin, 1971), Tamer Yiğit ile (Kazanova Niyazi, Yavuz Figenli, 1971), Lütfi Akad’ın yönetiminde Zeki Müren ile (Rüya Gibi, 1971), Kartal Tibet ile (Bir Pınar ki, Nuri Ergün, 1972), Cüneyt Arkın ile (Günahsızlar, Atıf Yılmaz, 1972) oynuyor.

Tür ayırımı yapmıyor, her gelen teklifi kabul ediyor. Zaten mesleğini sürdürebilmek için kabul etmek zorundadır, ilerdeki yıllarda tümden soyunmayı kabul edeceği gibi. Bazen masal filmlerinde oynuyor. Yazının devamı… »

Zerrin Doğan

Kadın Oyuncular, Yeşilçamın Çıplakları Yorum yok »

1976′de sinemaya giren Zerrin Doğan da diğer meslektaşları gibi, önce yardımcı kadın devamındaysa başrol oyuncusu olarak çoğu dar bütçeli olan değişik türden filmlerde oynuyor, ama seks furyasına katılmak ve bilinen ilk “porno” filmde oynamakla kendinden söz ettiriyor.

zerrin doğan 1951 istanbul doğumludur.bir süre lcc okulunda mankenlik yapmıştır daha sonra ünlü fotoğrafçı ersin alok ile kadın ve doğa üzerine model çalışmaları yapmıştır. 1976 yılında yılmaz köksal ve ünsal emrenin başrolünü oynadığı “Korkusuzlar” filmi ile sinemaya girmiştir. Zerrin Doğan 1977 ile 1990 yıllan arasında, ağırlığını 16 filmle 1979′a vererek ve 80 ile 901ı yıllarda sık sık sinemadan ayrılarak, ikinci kadın konumuna kayarak yaklaşık olarak 36 filmde oynuyor. Aydemir Akbaş ile (Hızlı Giden Yorulur, Ülkü Erakalın, 1977; İster Gül İster Ağla, Yavuz Figenli, 1978; Oooh Oh, Aram Gülyüz, 1978), Tamer Yiğit, ile {Aşkın Kanunu, Çetin İnanç, 1978), Bülent Kayabaş ile {Ne Olacak Şimdi, Çetin inanç, 1978; Sımsıcak, Yücel Uçanoglu, 1978 vd.), Salih Güney ile (Beni Mahvettiler, Yücel Uçanoglu, 1979), Hadi Çaman ile (Kenarın Kızları, Semih Servidal, 1979) oynuyor. Randevuevinde çalışan bir sermaye oluyor (Aga Düşen Kadın, Yücel Uça¬noglu, 1978), tımarhaneden kaçan deli bir kadın (Çılgın Dilber, Aykut Düz, 1979) ya da bir sokak kadını, bir fahişe (Ilık Ilık, Ümit Efekan, 1979; İhtiras Kurbanları, Aykut Düz, 1979). Tecavüze uğrayıp intikamını alıyor (İntikam Kadını, Naki Yurter, 1979), bir bakire oluyor (Kadının Dünyası, Aykut Düz, 1979), bir şarkıcı (Kaldırım Dilberi, Samim Utku, 1979) ya da herhangi başka biri; yeter ki bolca soyunsun, dokunsun ve sevişsin. Furyaya katılan kadın oyunculardan da başka bir şey istenilmiyor.

Tümden soyunmaktan, soft sevişmekten hard pornoya geçmek bir seçim ve karar sorunu oluyor. Faal olduğu yılda Zerrin Doğan, Naki Yurter’in yönettiği birçok film gibi 16 mm. ile çekilen öyle Bir Kadınki (1979) ile Türk pornosunun tarihine yerleşiyor. Ancak öyle Bir Kadınki ile yetinmiyor, pomo oyunculuğunu Naki Yurter’in yönettiği iyi Gün Dostu (1979) filminde kocasıyla bir otel işleten tatminsiz bir genç kadını canlandırarak sürdürüyor. Yazının devamı… »